Özellikle “Sarı Hat” çevresinde çadırlarda yaşam mücadelesi veren aileler, ramazanı neredeyse boş sofralar, yetersiz gıda ve her an yeniden yerinden edilme endişesiyle karşılamak zorunda kalırken geceleri yükselen kurşun sesleri ve her an öldürülme korkusu gölgesinde oruç tutmaya çalışıyor.
Yerlerinden olan ve İsrail’in yardım girişlerine getirdiği kısıtlamalar nedeniyle Filistinliler, karşı karşıya oldukları gıda sıkıntısını ramazanda daha da derinden hissediyor.
Filistinliler, bir yandan derme çatma çadırlarda suyun, elektriğin olmadığı bir yaşam mücadelesi verirken diğer yandan da iftar ve sahurda sofraya bir kap sıcak yemek koyma derdinde.
Gazze’yi ikiye ayıran ve “Sarı Hat” olarak adlandırılan bölgelerde yaşam mücadelesi veren Filistinlilerin çilesi ise daha ağır.
Kaldıkları çadırlara yakın bölgelerde İsrail askerleri ve tankları bulunuyor. Ateşkesi sık sık ihlal eden İsrail askerleri, Sarı Hat’tı geçtiği gerekçesiyle çocuklara bile ateş açmaktan, öldürmekten geri durmuyor.
Tüm bu ağır şartlar altında Gazze’de yaşayan 2 milyondan fazla Filistinli, ramazan ayını geçirmeye çalışıyor.
“Her gün yüz kere ölür gibi oluyoruz”
Sarı Hat yakınında yol kenarında kurulu bir çadırda yaşayan 35 yaşındaki Filistinli anne Müstakille Kifah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 7 çocuğuyla hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirterek yaşadıkları zorlukların tarif edilemeyecek boyutta olduğunu söyledi.
Ramazanın ilk günlerini yaşadıklarını ancak mübarek ayın sevinci yerine ağır bir gerçeklikle karşı karşıya olduklarını belirten Kifah, “Hayatımız çok zor, çok zor kardeşim. Ramazanın ilk günleri. Sevinçle karşılamak istiyoruz ama zorlukların içindeyiz.” dedi.
Sarı Hat’tın hemen yanında kaldıklarını belirten Filistinli anne, “Her gün yüz kere ölür gibi oluyoruz.” ifadesini kullandı.
Çadırda ne elektrik ne su ne de temel yaşam imkanı bulunduğunu vurgulayan Kifah, “Burada hiçbir şey yok. Bu bizim hayatımız. Korku içinde yaşıyoruz.” diye konuştu.
Geceleri İsrail askerleri ve köpeklerin çadırların bulunduğu alana yaklaştığını anlatan Kifah, yaşadıkları korkunun sürekliliğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Gece geliyorlar, köpekler çadırlara kadar geliyor. Askerler üzerimize geliyor, bize korku salıyorlar. Hayatımızın tamamı korku, hayatımızın tamamı azap.”
Filistinli anne, çocuklarının korkudan titrediğini, karanlıkta dehşet içinde kaldıklarını aktararak “Her dakika tank gelebilir. Bir dakikadan daha kısa sürede askerler içeri girebilir.” dedi.
“Hayat karanlık, mezar gibi bir hayat”
Filistinli anne, her gece tankların gelip bir süre sonra geri çekildiğini ancak bu süreçte çocukların sabaha kadar uyayamadıklarını belirtti.
Kifah, ramazan ayını da yalnızca pirinç ve mercimekle karşıladıklarını söyleyerek “Burada yemek yapmak bile imkansız. Mutfak yok, aşevi yok, su yok. Hayat karanlık, mezar gibi bir hayat.” ifadelerini kullandı.
Dış dünyada insanların ramazanı kutladığını ancak kendilerinin yoksulluk ve zulüm içinde olduğunu dile getiren anne, “Bizim hayatımız bu mu? Nereye gidelim? Kimse bizi kabul etmiyor.” sözleriyle çaresizliğini dile getirdi.
Üçüncü ramazanlarını da yoksulluk içinde geçirdiklerini aktaran Filistinli kadın, çöplerin arasında ve yol kenarında geçen günlerin artık dayanılmaz hale geldiğini söyledi.
“Ramazanı hüzünle karşıladık”
Aynı bölgede yaşayan bir diğer Filistinli anne Sabah Berbah da İsrail askerleriyle aralarındaki mesafenin yaklaşık 100 metre olduğunu ve silah seslerinin artık hayatlarının bir parçası haline geldiğini belirtti.
Ramazanı nasıl geçireceklerini bilmediklerini dile getiren Filistinli anne, “Ramazanı nasıl geçirelim? Geçen ramazan gibi mi? Ondan önceki gibi mi? Belki de daha kötü.” dedi.
İsrail askerlerinin sık sık ateşkesi ihlal ettiğini belirten Berbah, “Şimdi gece gündüz kurşun sesleri var. Sabahın erken saatlerinden itibaren ateş açılıyor. Ramazan, silah sesleri ve kaçışlarla geçiyor.” ifadelerini kullandı.
İsrail saldırılarında ailesinden 3 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Berbah, şunları kaydetti:
“Ramazanı hüzünle karşıladık. Çocuklarımız şehit oldu. Karanlıkta oturuyoruz. Çocuklarımız gitti, her şey gitti. Her şey.”
Filistinli anne, 11 kişi tek çadırda yaşamak zorunda kaldıklarını ve çadırın içerisinde bir karış dahi yer kalmadığını ifade etti.
Bu zorluklara bir de gıda sıkıntısı eklenince ramazan ayının kendileri için daha da zor hale geldiğini vurgulayan Berbah, “Bir tepsi patates on bir kişiye nasıl yetsin? Yetmez. Sevinç nereden gelsin? Bu yılki ramazan her yıldan daha ağır.” sözleriyle duygularını aktardı.
Elektrik olmadığı için akşamları karanlıkta oturduklarını dile getiren Berbah, çadırın adeta “mezarı” andırdığını, hava kararınca kurşun seslerinin de yeniden başladığını söyledi.
İsrail askerlerinin ateş açtığı saatlerde çocuklarına uyarılarda bulunduklarını dile getiren anne, “Çocuklarımıza, kurşun isabet etmesin diye yüzüstü yatmalarını, başlarını eğmelerini söylüyoruz.” dedi.
Gazze’de binlerce aile, benzer koşullar altında ramazan ayını geçiriyor. Yıkım, yerinden edilme, gıda yetersizliği ve sürekli güvenlik tehdidi altında yaşayan Filistinliler için ramazan, yalnızca ibadet ve sabır ayı değil aynı zamanda hayatta kalma mücadelesinin sürdüğü bir zaman dilimi olarak yaşanıyor.













