Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Ekonomiden turizme, dış politikadan tarıma oldukça geniş bir yelpazede pek çok konuyu görüştükleri bir kabine toplantısını tamamladıklarını belirten Erdoğan, alınan kararların ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi.
Erdoğan, dünyanın ve bölgenin çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların, sosyal gerilimlerin girdabında sağa sola savrulduğu bir dönemde, Türkiye’nin rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerlediğini vurguladı.
Yaşanan her hadisenin, Türkiye’nin dayanıklılığını ortaya koyduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bölgemizdeki her kriz, Türkiye’nin son 23 yılda kat ettiği büyük mesafeyi ispat ederken, ülkemizin istikrar adası konumunu daha da perçinliyor. Türkiye, ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde, bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı avantajlar sayesinde Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı kara kara düşündüren savaşın yıkıcı etkilerini birçok alanda en düşük seviyede tutmayı başarabiliyoruz.”
– “AB, Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli”
Türkiye’nin değiştiğini, dönüştüğünü, ekonomisini ve demokrasisini güçlendirdiğini ancak bazı çevrelerin ülkeye yönelik çarpık yaklaşımında hiçbir değişim olmadığını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin diğer aday ülkelerden farklı olarak işte bu zihniyetle ve temsilcileriyle de mücadele etmek zorunda kaldığını anlattı.
Turgut Özal’ın “Sadece uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük.” sözlerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Teessüfle belirtmeliyim ki bu yolculuk yine aynı zeminde devam ediyor. Türkiye’ye yönelik stratejik şaşılık maalesef Birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor. Gelinen noktada bir gerçeği açık açık dile getirmek durumundayım. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara’nın nerede durduğu değildir, mesele Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir, kendini nerede gördüğüdür.
Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Biz, hin-i hacette varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sair zamanlarda ötelenecek bir ülke değiliz, hiçbir zaman da olmayacağız. AB, Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir. Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi Batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış haldedir.”
– “Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç daha fazladır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel işbirliklerinin önem kazandığı, yeni aktörlerin boy verdiği, küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiği yeni bir dünyanın kurulduğunu, Türkiye’nin yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer aldığını vurguladı.
“Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır, yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır.” diyen Erdoğan, Avrupa’nın bir yol ayrımında olduğunu, ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını Birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak göreceklerini ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edeceklerini söyledi.
Temennilerinin Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını artık terk ederek Türkiye ile samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmak olduğunu dile getiren Erdoğan, “Böyle bir ilişkinin kazananı Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa kıtası olacaktır. Biz, milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek, bu yolda sabırla, vakarla, alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz.” dedi.















