Erhan: “Biz
Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini dikkate
alarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz
ediyoruz”
Acer: “Bu taslağın esas gayesi
sorun ortaya çıkarmak değil, özellikle Ege Denizi’ndeki sorunların çözüme
kavuşturulması”
Başkara: “Çalışmanın henüz taslak
aşamasında, metnin teklif haline getirilmesinin ardından TBMM gündemine
taşınması bekleniyor”
Ankara, 13 Mayıs 26 (TAK): Türkiye Cumhurbaşkanlığı
Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, “Türk deniz
yetki alanları kanunu taslağı”nın, Türk milletinin uluslararası hukuktan
kaynaklanan hak ve menfaatlerini dikkate alarak yapılan çalışmalar neticesinde
ortaya çıktığını bildirdi.
Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal
Araştırma Merkezince (DEHUKAM), Ankara’da bir otelde düzenlenen basın
toplantısına Erhan’ın yanı sıra DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara,
akademisyenler ve hukukçular katıldı.
DEHUKAM Müdürü Başkara, merkezin
Türkiye’de deniz hukuku alanında çalışan bütün akademisyenleri tek bir çatı
altında topladığını, devletin deniz politikasına uyumlu bir çalışma
gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Başkara, DEHUKAM’ın Türkiye’den
Birleşmiş Milletler’in (BM) Çevre Programı’na akredite olan ilk kurum olduğunu
söyledi.
– “Yakın geçmişte KKTC ve Libya ile
deniz yetki alanları belirlendi”
Avrupa Birliği’nin (AB) deniz mekansal
planlamasında, Yunanistan’ın tezlerinin savunulduğunu, Türkiye’nin buna karşı
çıktığını aktaran Başkara, Karadeniz’de deniz yetki alanlarının belirlenmiş
olduğunu, yakın geçmişte de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Libya ile deniz
yetki alanlarının belirlendiğini ifade etti.
“Mavi vatan”da Türkiye’nin
çıkarlarının korunmasının önemine dikkati çeken Başkara, “Bizim
anlayışımıza göre mavi vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil,
Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir.” diye
konuştu.
Kanun taslağına ilişkin bilgi veren
Başkara, “Türkiye’nin deniz yetki alanlarının belirlenmesinde, bu
alanların sınırının tespitinde ve buralarda icra edilecek her türlü faaliyetin
kapsamının belirlenmesinde uluslararası hukukun temelinde bulunan birçok
uluslararası mahkeme kararıyla da tanımlanan ilgili ve özel oluşumların dikkate
alınacağı kanunda yer almaktadır.” ifadelerini kullandı.
Mustafa Başkara, çalışmanın henüz taslak
aşamasında olduğunu, metnin teklif haline getirilmesinin ardından TBMM
gündemine taşınmasının beklendiğini söyledi.
– “Bu taslağın esas gayesi sorun
ortaya çıkarmak değil”
Toplantıda
konuşan DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer,
Türkiye’nin denizlerle iç içe olduğunu ancak deniz yetki alanlarına ilişkin
kapsamlı bir yasal düzenlemenin bulunmadığını ifade etti.
Türkiye’nin bazı deniz komşularıyla
deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmalarının bulunduğunu anımsatan Acer,
konuyla ilgili ise bir kanun ihtiyacı bulunduğunu bildirdi.
“Mavi vatan” kavramıyla,
denizlerdeki yetki alanlarının daha da ön plana çıktığını ifade eden Acer, bazı
devletlerin yavaş davranmasının deniz yetki alanlarındaki sorunların uzamasına
yol açtığını vurguladı.
Acer, konuyla ilgili uluslararası hukuka
da uygun bir yasal düzenleme ile Türkiye’nin denizlerdeki hakları ve
menfaatlerinin teminat altına alınacağını belirterek, “Bu kanun taslağı
bir çerçeve kanun olarak düşünülüyor. Devletimize bir hareket alanı bırakan bir
kanun olacak.” görüşünü paylaştı.
Prof. Dr. Yücel Acer, “söz konusu
teklifin yasalaşması halinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çelişki olup
olmayacağı” yönündeki soru üzerine, “Kesinlikle böyle bir husus
olmayacak. Bu kanun Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’ndaki
suların Türkiye’nin iç suları olduğu tezimizi hukuken bir kez daha güçlendirmiş
olacak.” cevabını verdi.
Prof. Dr. Acer, söz konusu taslağın
yasalaşması halinde Yunanistan ile bir sorun olup olmayacağına yönelik soru
üzerine, “Bu taslağın esas gayesi sorun ortaya çıkarmak değil, özellikle
Ege Denizi’ndeki sorunların çözüme kavuşturulması.” ifadelerini kullandı.
– “Taslağın bir teklife, akabinde
de bir kanuna dönüşeceğine inanıyorum”
Türkiye Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış
Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, deniz hukukunun dinamik olduğunu,
bundan 20 yıl öncesi ile kıyaslanamayacağını ve sürekli genişlemeye devam eden
bir hukuk alanı olduğunu söyledi.
Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle
çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip
etmesi gerektiğine işaret eden Erhan, “Deniz hukuku terminolojisinin artık
Türkiye sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların
oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir
devlet.” değerlendirmesinde bulundu.
DEHUKAM’ın deniz hukuku alanında önemli
çalışmalar yaptığını belirten Erhan, Türkiye’deki deniz hukuku çalışmalarının
ise uzun bir süre önce başladığını aktardı.
Erhan, “Ben bu noktadan sonra bu
taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine
inanıyorum.” dedi.
Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere
bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu vurgulayan Erhan, şu
ifadeleri kullandı:
“Türkiye bu kanun metnini
hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil.
Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini
dikkate alarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz
ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye
onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları
hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin
uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da
sürdürecek. ‘Mavi vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı
olsun.”
(AA/AN/EMR)















