Avrupa’da Şiddetli Kuraklık Ticaret ve Enerji Koridorlarını Tehdit Ediyor

Avrupa genelinde etkisini artıran şiddetli sıcak hava dalgası ve kuraklık, kıtanın en önemli ticaret ve enerji koridorları arasında yer alan Ren ve Tuna nehirlerindeki su seviyelerini tarihi dip seviyelere düşürdü. Nehirlerdeki bu durum çevresel kaygıların ötesine geçerek lojistikten enerji arzına, sanayi üretiminden dış ticarete kadar geniş…

Avrupa genelinde etkisini artıran şiddetli sıcak hava dalgası ve kuraklık, kıtanın en önemli ticaret ve enerji koridorları arasında yer alan Ren ve Tuna nehirlerindeki su seviyelerini tarihi dip seviyelere düşürdü. Nehirlerdeki bu durum çevresel kaygıların ötesine geçerek lojistikten enerji arzına, sanayi üretiminden dış ticarete kadar geniş bir alanda ekonomik baskı oluşturuyor.

Kıta ekonomisinin omurgasını oluşturan iç su yollarındaki su kaybı, taşımacılık maliyetlerinin fırlamasına ve enerji üretimi ile sanayi faaliyetlerinin aksamasına yol açan zincirleme bir etki yaratıyor.

Ren Nehri’ndeki Düşük Su Seviyesi Sanayiyi Zorluyor

Ekonomik bakımdan Avrupa’nın en kritik su yolu kabul edilen 1233 kilometre uzunluğundaki Ren Nehri, Kuzey Denizi’ndeki Rotterdam Limanı’nı Almanya’nın Ruhr sanayi bölgesi ile İsviçre ve Fransa’ya bağlıyor. İç su taşımacılığının büyük bölümünün yapıldığı nehir; petrol ürünleri, kimyasallar, çelik, kömür, otomotiv parçaları ve konteyner nakliyesinde stratejik rol oynuyor.

Kıyısında BASF ve Bayer gibi dev kimya ve ağır sanayi tesislerinin yer aldığı Ren Nehri’nde su seviyesinin düşmesi, doğrudan üretimi olumsuz etkiliyor. Gemilerin tam kapasiteyle yük taşıyamaması sebebiyle daha fazla sefer düzenlenmesi gerekiyor ve navlun maliyetleri hızla yükseliyor. Bu durum hem üretim giderlerini artırıyor hem de Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücünü zayıflatıyor.

Her yıl ortalama 285 milyon ton yükün taşındığı Ren Nehri, Almanya’nın iç su yollarında nakledilen malların yaklaşık yüzde 80’ine ev sahipliği yapıyor. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü verilerine göre, Ren’deki su seviyesi düşüşlerinin üçüncü çeyrekte Almanya gayrisafi yurt içi hasılasında yüzde 0,2’lik bir kayba yol açabileceği belirtiliyor.

Tuna Nehri Enerji Koridorunu Riske Atıyor

Almanya’dan başlayarak Karadeniz’e dökülen ve 10 ülkeden geçen 2 bin 857 kilometre uzunluğundaki Tuna Nehri ise Orta ve Güneydoğu Avrupa’nın en hayati iç su taşımacılığı ve enerji koridoru konumunda bulunuyor. Tahıl, gübre, kömür, demir cevheri ve petrol taşımasında kilit rol oynayan nehir, bölgedeki enerji tesislerinin de ana su kaynağını oluşturuyor.

Romanya’daki Cernavoda, Macaristan’daki Paks ve Bulgaristan’daki Kozloduy nükleer santralleri, reaktör soğutma işlemleri için Tuna’ya bağımlı çalışıyor. Ancak son günlerde nehrin debisi tarihi dip seviyelere geriledi. Romanya’da ölçülen saniyede 1400 metreküplük akış, 2003 yılındaki rekor düşük seviyenin de altına indi. Bu değer, ağustos ayının uzun dönem ortalaması olan yaklaşık 3 bin 900 metreküp/saniyenin üçte biri düzeyine karşılık geliyor.

Ülkeler Olağanüstü Önlemlere Başvuruyor

Su seviyesindeki bu düşüş karşısında Romanya hükümeti, Cernavoda Nükleer Santrali’nin çalışmaya devam edebilmesi için olağanüstü bir mühendislik operasyonuna imza attı. Yetkililer, nehir suyunu santralin su alma bölümüne yönlendirmek amacıyla kaya oluşumlarını patlattı ve ardından 4 büyük mavnayı nehirde batırdı. Bu hamleyle su seviyesinin 10 ila 12 santimetre yükseltilmesi ve soğutma suyunun güvenceye alınması hedeflendi. Santralin bir numaralı ünitesi ise hafta başında geçici olarak kapatıldı.

Macaristan da kuraklıktan en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Temmuz ortasında saniyede bin metreküpün üzerinde akan Tuna’nın debisi son günlerde 723 metreküp/saniyeye kadar düştü. Ülke elektriğinin yüzde 40’ını üreten Paks Nükleer Santrali’nin tamamen durması yalnızca birkaç milimetrelik seviye farkıyla önlenebildi. Santralde bazı reaktörlerin üretimi düşürülürken sanayi kuruluşlarından elektrik tüketimini azaltmaları istendi ve halka tasarruf çağrısı yapıldı.

Bulgaristan da Tuna kıyısındaki Kozloduy Nükleer Santrali için önleyici tedbirleri artırdı. Yetkililer, Romanya ve Sırbistan ile uluslararası su yönetimi çerçevesinde koordinasyonu güçlendirerek muhtemel kriz planlarını hazır duruma getirdi.

Bölgesel Etkiler Büyüyor

Kuraklık nükleer tesislerin yanı sıra hidroelektrik santrallerini de vuruyor. Avusturya’da düşen debiler hidroelektrik üretimini azaltırken, sıcaklar sebebiyle artan enerji talebi elektrik piyasalarında fiyat oynaklığını tırmandırıyor.

Sırbistan’da ise Djerdap hidroelektrik santralinde üretim düşürüldü. Ağustos ayında ithal edilmesi planlanan 39 bin ton dizelin yarısından fazlasının nehir yoluyla taşınması öngörülüyordu ancak nakliyat belirsizliğe girdi. Sırbistan hükümeti bunun üzerine rafineri üretimini artırma, stratejik stokları kullanma ve demir yolu taşımacılığını devreye alma kararı aldı.

Ren ve Tuna nehirlerinde yaşanan aşırı kuraklık, Avrupa’nın iklim değişikliği nedeniyle enerji güvenliği, sanayi üretimi, lojistik ve enflasyon alanlarında ciddi yapısal risklerle karşı karşıya kaldığını bir kez daha kanıtlıyor.