“Rum Yönetimi Mülkiyet Konusunu Siyasi Amaçları İçin İstismar Ediyor”

Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin mülkiyet konusunu istismar ederek kendi siyasi hedefleri doğrultusunda kullandığını açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Rum tarafının uzun süredir tek taraflı adımlarla kendi lehine fiili durumlar yaratmaya çalıştığı vurgulandı. Açıklamada, GKRY’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yürürlükte bulunan mevzuata uygun şekilde…

Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin mülkiyet konusunu istismar ederek kendi siyasi hedefleri doğrultusunda kullandığını açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Rum tarafının uzun süredir tek taraflı adımlarla kendi lehine fiili durumlar yaratmaya çalıştığı vurgulandı.

Açıklamada, GKRY’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yürürlükte bulunan mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilen taşınmaz faaliyetlerini kendi ceza yargılamasına konu ettiği belirtilerek, “Kişileri doğrudan hedef haline getirerek, Avrupa Tutuklama Müzekkeresi ve Interpol mekanizmalarını suiistimal etmek suretiyle konuyu siyasi amaçları için kullanmaktadır. Rasa Zilevice hakkında çıkarılan Avrupa Tutuklama Müzekkeresi de bu sistematik politikanın son örneğidir” denildi.

Dışişleri Bakanlığı, Fransa’daki Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi’nin 1 Temmuz tarihinde, KKTC emlak sektöründe faaliyet gösteren Litvanya vatandaşı Rasa Zilevice hakkında GKRY tarafından çıkarılan Avrupa Tutuklama Müzekkeresi kapsamındaki iade talebini kabul etmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Zilevice’nin, söz konusu tutuklama emri doğrultusunda 16 Mayıs’ta Fransa’da gözaltına alındığı, aynı gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ve hakkındaki duruşmanın 24 Haziran’da yapıldığı aktarıldı. Gelinen aşamada iade sürecinin henüz tamamlanmadığı ve Fransız yargısı nezdindeki hukuki yolların tükenmediği ifade edildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi

“AİHM tarafından etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu’nun varlığına rağmen, mülkiyet uyuşmazlıklarının ceza hukukunun konusu hâline getirilmesi ve Avrupa Tutuklama Müzekkeresi ile Interpol mekanizmalarının bu amaçla kullanılması, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin önceliğinin mülkiyet meselesine hukuki çözüm üretmek değil, bu meseleyi siyasi ve ekonomik baskı aracına dönüştürmek olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, KKTC’deki hukuk güvenliğini, ekonomik istikrarı, yatırım ortamını ve Kıbrıs Türk halkının refahını da doğrudan tehdit etmektedir.”

Aynı mahkemenin, benzer bir Avrupa Tutuklama Müzekkeresi kapsamında KKTC vatandaşı Behdad Jafari’nin iadesini 10 Aralık 2025 tarihinde reddettiği hatırlatılan açıklamada, mevcut davada farklı bir karara varılmasının hukuki açıdan büyük bir çelişki oluşturduğuna dikkat çekildi.

Açıklamada, “Söz konusu kararın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği sözde dönem başkanlığını yürüttüğü süreçte ve Fransa ile imzalanan SOFA anlaşmasının hemen akabinde verilmiş olması zamanlama bakımından da ayrıca göze çarpmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi makamları, hukuku siyasi emellerine alet etmekten hiçbir zaman imtina etmediği gibi, AB sözde dönem başkanlığını ve AB içerisindeki konumunu her zaman olduğu gibi kendi siyasi hedefleri doğrultusunda istismar etmeye çalışmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Dışişleri Bakanlığı’nın süreci ilk günden itibaren yakından takip ettiği ve gerekli desteği sağladığı belirtilen açıklamada, şu değerlendirme yapıldı

“Dışişleri Bakanlığımız, bundan sonraki aşamaları da aynı hassasiyetle izlemeye devam edecek; ilgili tüm kurumlarımızla yakın koordinasyon içerisinde gerekli görülen girişim ve adımları kararlılıkla sürdürecektir. Bu çerçevede, sürecin hukuk devleti ilkeleri, uluslararası hukuk ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ışığında, siyasi mülahazalardan bağımsız ve adil bir şekilde sonuçlanması ve Fransız mahkemesinin önümüzdeki aşamada bu yanlış ve kabul edilemez karardan geri dönmesi beklentimizdir.”

Haber Ekstra, Kıbrıs, Türkiye, dünya, ekonomi, spor ve günlük servisler gibi başlıkları bir araya getiren bir haber platformu izlenimi veriyor. Bu yapı, okuyucunun gündemdeki gelişmeleri takip ederken farklı ilgi alanlarına da kolayca geçmesini sağlıyor. Spor içerikleri de böyle bir ortamda doğal duruyor, çünkü haber akışının içinde hem ciddi gelişmeler hem de daha keyifli okuma konuları bulunabiliyor. Golf artık yalnızca sahada oynanan klasik bir spor olarak görülmüyor; dijital deneyimler, simülasyonlar ve çevrim içi eğlence formatları da bu alanın parçası haline geliyor. Sanal golf konusunu ele alan içerik, spor atmosferinin online dünyaya nasıl taşındığını ve bu deneyimin görsellik, hız ve oyun mantığıyla nasıl birleştiğini anlatıyor, ayrıntılar için golf1.de. Bu tür bir konu, sporu takip eden ama aynı zamanda yeni dijital eğlence biçimlerine merak duyan kişiler için ilgi çekici olabilir. Sonuçta Haber Ekstra’nın haber odaklı yapısı ile sanal golf konusu, modern spor algısı üzerinden ortak bir noktada buluşuyor. Güncel haberler, spor ve dijital eğlence aynı okuyucu alışkanlıkları içinde yer buldukça, bu tarz içerikler gündemi daha geniş bir çerçeveden okumaya yardımcı oluyor.