“Büyük dönüşümün karşısında dünyayı dengede tutabilecek
olan, adalet, eşitlik, insan onuru ve insan hakları değerleri üzerinde
yükselmiş kurallı bir yaşamdır”
“Kıbrıslı Türkler hep vardı, bugün de vardır, bundan
sonra da hep var olacak”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs
Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunu vurgulayarak,
Kıbrıslı Türklerin eşitlik, ve güvenlik haklarından vazgeçmeyeceğini
söyledi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, eşi
Nilden Bektaş Erhürman ile birlikte Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından
“Dönüşen Dünyada Denge Arayışı” temasıyla İstanbul’da, 63 ülkeden temsilcinin
katılımıyla düzenlenen 17. Boğaziçi Zirvesi’ne katıldı.
Zirve’de açılış konuşması yapan Erhürman, dünyadaki dönüşüm
karşısında dengenin adalet, eşitlik, insan onuru ve insan hakları üzerinde yükselmiş
kurallı bir yaşamla sağlanabileceğini belirtti.
Kıbrıs sorununda çözüm için diyalog ve diplomasiden yana
olduklarını kaydeden Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin
Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in katılımıyla pazartesi günü
üçlü görüşme yapacaklarına işaret etti.
– “Dönüşümün hızı denge bulmaya vakit bırakmıyor”
Cumhurbaşkanlığından yapılan
açıklamaya göre Erhürman, zirvedeki konuşmasına organizasyonda emeği geçenlere
teşekkür ederek başladı.
Konuşmasında zirvenin temasındaki
“değişim” ve “dönüşüm” kavramları üzerinde duran Erhürman, dönüşümün değişime
göre daha kalıcı olduğunu söyledi.
Yapay zeka alanındaki gelişmeleri
teknolojik bir dönüşüm olarak değerlendiren Erhürman, Avrupa’da radikal sağ ve
popülist siyasetlerin öne çıkmasını ve diplomaside daha önce hiç duyulmayan
ifadelerin kullanılmasını ise değişim olarak gördüğünü belirtti.
Önceki yıllarda Sanayi Devrimi ile
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları gibi değişimlerin yaşandığını anımsatan
Erhürman, bugünün temel farkının dönüşümün hızı olduğunu ifade etti. Bu hızın
denge bulmaya yeterli vakit bırakmadığını, bireyler ve halklar için güçlükler
yarattığını söyleyen Erhürman, mektup yazan bir nesilden geldiğini ve ilk
kitabını daktiloyla yazdığını anlatarak kendi yaşamından örnek verdi.
– “Güç ve çıkarların tek başına belirleyici
olmasına izin verilemez”
Değişimin hızının Kıbrıslı Türkleri
de çok fazla ilgilendirdiğini kaydeden Erhürman, uluslararası ilişkilerde
kuralların ve kurumların yanında güç ilişkileri ile ulusal çıkarların da etkili
olduğunu vurguladı.
İçerisinden geçilen dönemin BM ve
Avrupa Birliği’nin ciddi zaafları bulunduğunu gösterdiğini belirten
Erhürman, Gazze’de yaşananlar karşısında iki kuruluşun tutumunu ve çocukların
öldürülmesi karşısındaki suskunluğu eleştirdi. Erhürman, dönemin Kıbrıslı
Türklere 1963 ile 1974 arasını hatırlattığını ifade etti.
“Dolayısıyla artık güç mü
belirleyici olacak yoksa adalet, eşitlik üzerine inşa edilmiş kurallar mı?
Güvenlik mi önemli yoksa özgürlük mü? Teknoloji mi, insan hakları mı, kalkınma
mı, çevre mi? Kişisel ya da ulusal çıkarılar doğrultusunda güç savaşı mı? Yoksa
iş birliği mi? Süt, siyah mı, beyaz mı?” diyen Erhürman, bir tek son sorunun
cevabının kolay olduğunu belirtti.
Bir hukukçu olarak güç ve çıkarların
tek başına belirleyici olmasına izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Erhürman,
bunun tek yolunun hukuk olduğunu belirtti.
– “Denge hukukta bulunur”
Bireyler arası ve uluslararası
ilişkilerde dengenin son tahlilde hukuk aracılığıyla üretildiğinin altını çizen
Erhürman, “Nerede toplum varsa orada hukuk da vardır.” dedi.
Erhürman, “Denge hukukta bulunur.
Ama o hukukun da insanlığın binlerce yıllık tarihinin içinden ve deneyiminin
içinden süzülüp gelen değerlerin üzerine inşa edilmiş bir hukuk olmalıdır.”
ifadelerini kullandı.
– “Kıbrıs Türk halkı adadaki iki eşit kurucu ortaktan
biridir”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sıfatıyla
zirveye davet edildiğine dikkat çeken Erhürman, Kıbrıs’ta yaşanan son gelişmelere
de değindi.
Erhürman, “Kıbrıs” kelimesinin çoğu zaman “sorun” kelimesiyle
birlikte kullanıldığını ve bu sorunun içerisinde hep Kıbrıslı Türklerin
olduğunu ifade etti.
Kıbrıs Türk halkının nüfusunun ve yaşadığı coğrafyanın
birçok ülkeye göre küçük olduğunu ifade eden Erhürman, böyle bir yapıda güç
ilişkileri üzerinden belirlenen bir dünya düzenini tercih etmenin, içinde
bulunulan koşulların da dayattığı bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti.
Erhürman, Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu
ortaktan biri olduğunu ve ada üzerinde eşit hakları bulunduğunu vurguladı. Kıbrıslı
Türklerin uzun bir varoluş mücadelesinin ardından 2004’te Annan Planı’na
“evet”, Kıbrıslı Rumların ise “hayır” dediğini anımsatan Erhürman, Kıbrıs Türk
halkının adadaki statükoyu değiştiremediğini ve eşitlik hakkını elde
edemediğini söyledi.
Referandumdan sonra AB’nin Kıbrıs Türk halkına izolasyonun
kaldırılması yönünde söz verdiğini belirten Erhürman, Yeşil Hat, Mali Yardım ve
Doğrudan Ticaret tüzüklerine değindi. Yeşil
Hat Tüzüğü’nün güneyle ticarete, Mali Yardım Tüzüğü’nün AB’den mali yardım
alınmasına ilişkin olduğunu anlatan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin Avrupa ile
doğrudan ticaret yapmasını sağlayacak Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün ise hâlâ
yürürlükte olmadığını kaydetti.
Erhürman, Kıbrıslı Rumların referandumda “hayır” demelerine
karşın aynı yıl bütün ada adına AB’ye üye olduklarını söyleyerek, üyelikleri
sayesinde Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün yürürlüğe girmesini engelleyebildiklerini
belirtti.
– “Çözüm için diyalog ve diplomasiden yanayız”
2017’deki Crans-Montana görüşmelerine de değinen Erhürman,
Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının çözüm için uluslararası toplumun önünde büyük
çaba gösterdiğini ve bunun tüm raporlara yansıdığını söyledi.
Erhürman, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in siyasi
eşitliği kendi halkına anlatamayacağını söyleyerek görüşme masasından
ayrıldığını ifade etti. Aradan dokuz yıl geçtiğini ve yine aynı durumla karşı
karşıya olduklarını belirten Erhürman, BM ve AB’nin Kıbrıs’ta çözüm çağrısını
sürdürdüğünü kaydetti.
Erhürman, “Bizler de çözüm olsun diye diyalog ve
diplomasiden yana tavrımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda görüşmeler de devam
ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi şu anda
adadadır. Pazartesi günü üçlü görüşme yapacağız.” dedi.
– Rum tarafının askeri anlaşmalarına eleştiri
BM Genel Sekreteri’nin raporlarında iki toplumun ekonomileri
arasında denge kurulmasının çözümü destekleyeceğinin ifade ettiğini de söyleyen
Erhürman, adada askeri alanda atılan adımlara da işaret etti.
Rum liderliğinin İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve
Fransa ile bütün adayı esas alarak askeri anlaşmalar imzaladığını belirten
Erhürman, bunların Kıbrıslı Türklerin iradesi alınmadan yapıldığını, bu
anlaşmaların Kıbrıs Türk tarafını da risk altına soktuğunu belirtti.
Güney’deki son askeri törende bu ülkelerin yanı sıra başka
ülkelerden askerlerin de yürüdüğünü söyleyen Erhürman, söz konusu anlaşmaların
Türkiye ile askeri denge kurma amacı taşıdığını söyledi.
Erhürman, “Büyük abiler’ oraya gelse de bu çaba nafile bir
çabadır. Türkiye Cumhuriyeti ile askeri güç dengesi kuramazsınız. Şunu
unutmayın ki bu büyük abiler bir coğrafyaya geldiler mi arkada duracaklarını
zannedersiniz ama hiç de arkada durmazlar önünüze geçerler, siz arkaya
düşersiniz dolayısıyla bu yaptığınız ne hukuk uygundur ne de amacına uygundur.”
dedi.
Kıbrıslı Türklerin tarihsel deneyime sahip bir halk olduğunu
belirten Erhürman, 1878’den bu yana varlıklarını korumak için büyük bedeller
ödediklerini ve zor koşullarda dengeyi korumayı başardıklarını ifade etti.
– “Dengeyi sağlayacak olan adalet, eşitlik, insan onuru ve
insan hakları üzerine kurulu bir yaşam”
Konuşmasının sonunda dünyanın ve adanın yaşadığı sarsıntılar
karşısında dengeyi sağlayacak olanın adalet, eşitlik, insan onuru ve insan
hakları değerleri üzerinde yükselmiş kurallı bir yaşam olduğunu yineleyen
Erhürman, Türkiye’nin güvenlik açısından Kıbrıslı Türklerin yanında olduğunu ve
olmaya devam edeceğini söyledi.
Erhürman, sözlerini şöyle sonlandırdı
“Kıbrıslı Türkler, ne eşitlik haklarından vazgeçerler ne
güvenlik haklarından vazgeçerler ne de adanın tamamı üzerindeki eşit
haklarından vazgeçerler. Kimsenin böyle bir beklentisi olmasın. Ne dönüşürse dönüşsün dünyada, bilinmelidir
ki; Kıbrıslı Türkler dünya döndükçe var idiler geçmişte, bugün de vardırlar, bundan sonra da hep var olacaklar.”
Fotoğraflı




